BİR TEŞEKKÜR ETMEK, BİR ÖZÜR DİLEMEK ÇOK MU ZOR?
Günlük yaşamımızda çevremizdeki insanlarla iletişimde bulunur, onlara sorular sorar, yanıtlarından yararlanır; onların sorularını yanıtlayarak kendilerine yardımcı olmaya çalışırız. İnsanlardan ihtiyacımız olan şeylere ulaşmamıza yardımcı olmalarını ister ya da ihtiyaç duydukları şeylere ulaşmalarına yardımcı oluruz. Böylece birbirimizin yaşamını kolaylaştırır, aramızda bir yakınlık, bir dostluk kurarız. Bu gelişme iç dünyamızın hoşnutlukla dolmasına neden olur. Karşımızdakilerin bize gösterdikleri yakınlıktan doğan bu hoşnutluğun bedelini içimizden gelen bir teşekkürle öderiz.
Bu teşekkürümüz, karşımızdakilerin de yaptıkları şeylerle bizi mutlu ettiklerini anlamalarını sağlar, sevindirir.
Teşekkürü hak eden insanlar sosyal yaşamlarında olumlu, doğru adımlar atmakta olduklarının bilincine varırlar. Bu davranışların sonuçları yalnızca onları ve bizi olumlu etkilemekle kalmaz; toplumun da gelişmesini, iki kişinin daha olumlu davranan kitleye katılmasını sağlar. İnsanların yaptıkları yardımlarla birilerinin mutluluğunu sağladıklarını fark etmelerinin sağlanması herkes için bir insanlık görevidir.
Bizler bunu elbet biliriz. Ne var ki aşırı yorgunluklardan, telaşlardan, kafa karışıklıklarımızdan dolayı kimi zaman karşımızdaki kimselerin o kibar davranışlarının bize ne kadar olumlu katkılarda bulunduğunun farkına varamaz ve onların davranışlarından doğan derin teşekkür borçlarımızı fena halde unutur, ödemeden çekip gideriz. Dalgınlığımız, gördüğümüz ilginin, yardımın, desteğin farkına varmamızı engellemiş olur. Dalgınlığımız gördüğümüz yardımı da, yardım edeni de, teşekkür borcunu fark etmemizi de engelleyebilir. Böylesi durumlarda dalgınlığımızın farkına varır varmaz teşekkür borcumuzu ödemek ve dalgınlığımızdan dolayı özür dilemek insanlık borcumuzdur.
Teşekkür etmek ve özür dilemek elbet birilerinden ille de maddi yardım görmenin, bir çıkar sağlamanın ya da birilerine zarar vermenin bedeli değildir.
Sosyal ilişkilerimizde iş yerlerinde, marketlerde, toplu taşıma araçlarında,
hastanelerde, caddelerde ve benzeri topluma açık yerlerde her yaştan, her baştan, sağlıklı, özürlü, görgülü, görgüsüz v. b. insanla bir arada bulunabiliriz. Böylesi yerlerde kapı giriş ve çıkış noktalarında, alışveriş tezgahlarının önünde, orada görülecek işlerin tümünde öncelikli olmak isteriz. Bunu isteyen yalnız biz miyiz? Yok canım; hepimiz aynı ağacın meyveleriyiz; benciliz. Marazi bencilliğimiz bizi de hep en önde bulunmaya zorlar. Bu bencillik zaafını hissetmek değil, onu bastırıp doğru davranmaktır önemli olan. İçimizdeki bu ezeli kargaşanın biricik çözüm yolu görgü ve erdem eğitimidir. Kim bilir, belki bir gün böyle bir konu da okullarımızdaki zorunlu dersler arasına alınır…
Neyse biz bırakalım eğitim öğretim programlarını da sıkış tepiş yığıldığımız kapıların, tezgahların önünde, vicdanımız kalabalığın içinden kimlerin girişte, çıkışta, oturup kalkmada, hizmet almada bakalım bize göre öncelikli olmasını uygun görecek.
İçinde bulunduğumuz kalabalıktaki diğer insanların durumlarına göre öncelik sıramızı belirlememiz uygun olur; böyle durumlarda kapı önünde yan yana durduğumuz yaşlı, rahatsız, bizden kıdemli kimselere ve her yaştaki hanım efendilere öncelik tanımamız, bize öncelik tanıyanlara teşekkür etmemiz, marketlerdeki alışverişlerde de aynı nezaket kurallarına uymamız gerekir.
Kalabalık yerlerde yüksek sesle konuşmaktan kaçınmamız, sesimizi bir an yükseltmek zorunda kalmışsak çevredekilerden özür dilememiz doğru olur..
Bu ve benzeri nezaket kurallarına uymak tek tek bütün insanlara ve toplumlara saygı borcumuzdur. Bu, insani görevimizdir.
Gerektiğinde, bize karşı insanca davranan bütün kişilere ve topluluklara teşekkür etmek, bir şekilde rahatsızlıklarına neden olduğumuz bireylerden ve topluluklardan mazeretimizi de açıkça belirterek özür dilemeliyiz.
Kusurlarından dolayı özür dilemek bireyleri asla küçültmez.
Davranışlarıyla hak edenlere teşekkür etmenin ve bir kusur işlendiğinde çevresindekilerden özür dilemenin hiç de zor olmadığını düşünüyorum. Böyle davranırsak, o çok korktuğumuz dışlanmaya uğramaz, toplumca sayılan ve sevilenler arasında yer alabiliriz.
Özür ve teşekkür, aklı başında insanlar için gerektiğinde kolayca ve içtenlikle söylenebilen sözlerdir.