SİGARA MI İÇİYORSUNUZ? İYİ HALT EDİYORSUNUZ!..

Tiryaki misiniz? Sigara mı içiyorsunuz? Besbelli ki dumanını topuklarınıza kadar çekip burnunuzdan savuruyorsunuz. İyi halt  ediyorsunuz! Ne havalı, ne çalımlısınız değil mi ama! Hele de o an seyretmekte ise önemsedikleriniz, keyfinize diyecek olmaz … da yakınınızda nefes almak zorunda kalanlar ağız kokunuzdan bunalmaya başlarlar.

E, sonra ruh gibi ahbabınız öksürük hazretleri yerleşir ciğerlerinize.

Önemli değil, soğuk almışsınızdır, falan; geçer, geçer efendim; altı üstü öksürük, geçer, geçer; değil mi? Yoksa geçmez mi?

Derken inceden inceden uyarmaya başlar eş dost; “Bırak şu mereti yahu, hasta edecek seni! Üstelik çok da masraflı, öyle görünüyor ki günde iki – üç paket yetmiyor sana.”

“Öyle ama alıştım bir kere; yapacak bir şey yok!”

Sizin yapacağınız bir şey olmayabilir ama nikotinin yapacağı iki şey var! KOAH ve KANSER!

Sigara dumanındaki nikotin akciğerlerdeki bronşların çeperlerini incecik bir oksijen geçirmez  zarla kaplar  ve aldığınız nefesi hızla işe yaramaz hale getirir.

İçinize çektiğiniz her nefes duman o oksijen geçirmez zarı kalınlaştırır ve sonunda kanınıza karışan oksijen her gün biraz daha azalır! Önce HIRILDAMA eklenir öksürüğünüze, sonra ikisi birden  başlar yükselmeye; solumanız günden güne güçleşir. Sonra sıra ite kaka doktorun kapısını çalmaya  gelir. Doktor görür görmez anlar işi; nezaketen sorar:  “Sigara içiyor musunuz?  Yanıtınız bellidir! Doktor ikinci soruyu sorar: Daha önce neredeydiniz?

Tanı kolay ve kesindir: KANSER ya da KOAH! İnşallah geç kalınmamıştır, kurtuluş umudu vardır. İnşallah, inşallah, inşallah!..

Sizi çok önceleri sigarayı bırakmaya çağıran dostlarınızın ardından sessizce savurduğunuz galiz küfürler gelir aklınıza:  “Ukalalar, siz ne bilirsiniz alışkanlığın ne olduğunu? ” Pişman olursunuz  yaptığınıza; ama bin pişmanlık bir para etmez…

Ve nefeslerinizin kanınıza ulaştırabildiği oksijen miktarı her an biraz daha azalır, azalır; öksürük ve hırıldamalar biraz daha yükselir. Bu noktada gerçekten yapacak bir şey kalmamıştır.

Son nefesinize kadar yanınızda kalan bakıcılarınız “İyi ki öldü de kurtuldu(k).” derler; siz rahmetli gittikten hemen sonra.

Sırada bekleyen “yapacak bir şeyleri kalmamış” tiryakiler odadaki ve yataktaki yerinizi alırlar.  Onların da yapacak bir şeyleri  kalmamıştır artık.

Bu öykü böylece sürer gider…

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir