SAMİSTAN NE Mİ?

Bilindiği üzere, dilimizde ülke adları, ulus adlarına -İYE ya da –İSTAN ekleri ulanarak türetilir: Türk + iye = Türkiye, Yunan + istan = Yunanistan gibi… Samistan da böyle bir şey: Sam + istan = Samistan . Samların ülkesi yani!

Samlar kim mi? E, pes yani, nasıl bilmezsiniz! Altmış yıldan beri ruh gibi ahbabımız, dostumuz, akıl hocamız, stratejik ortağımız, eli beyzbol sopalı ağabeyimiz, patriotlu hamimiz, hoca efendimizi yıllardan beri Pensilvanya’da iaşe, ibate ve muhafaza edip dinimizin ayakta kalmasına vesile ve destek olan büyük hürriyet ve ileri demokrasi mücahitleri… Coniler yani. Hani şu Irak’ı işgal ederek milyonu aşkın insanı katleden, yüz binlerce Müslüman – Arap kadınını gayet demokratik ve hürriyetçi tecavüz yöntemiyle gebe bıraktıktan sonra, ülkelerine dönerlerken kendilerine devlet büyüklerimizce, hayırlı yolculuklar ve selametler dilenen Coniler işte…

Onlar, Samlar, Coniler yani, kendi ülkelerine ABD dedikleri için bizim de kendi ülkemize, devletimize ABD dememiz elbet yakışık almaz! Böyle bir şey onların isim haklarına, marka haklarına düpedüz tecavüz sayılır bu. Bu nedenle, bizim, kendi ülkemize onlarla akraba olduğumuzu gösterecek bir ad bulmamız artık farzdan da zorunlu farz olmuştur.

Bilindiği üzere, T.C., yani Türkiye Cumhuriyeti yakın zamana kadar devletimizin resmi adıydı ve bağımsız bir devlete sahip olmak ulusumuz için övünç nedeniydi. T.C. ibaresi ve Türk bayrağı bizim için ulusal varlığımızın, gücümüzün, bilincimizin simgeleriydi. Gerçi daha Nato’ya girdiğimiz günlerden beri yurdumuz için birilerince “Küçük Amerika” olmak bir hedef olarak belirlenmişti, ama biz bunu Amerika gibi bilimde ve teknolojide ilerleme olarak algılamıştık saftirikçe. Sam Amca’nın bizi öylece, fisebilillah, Allah rızası için yani, bilim , teknoloji, askerlik, tarım ve benzeri alanlarda geliştirmeye, kalkındırmaya, güçlendirmeye çalıştığını sanmış, kendi ordusunun ordu malı atıklarını askeri yardım diye, kendi tarlalarında artık işe yaramaz 150 kadar markada hurdası çıkmış sayısız traktörü hem de yedek parçalarını bile sağlamadan ovalarımıza tıkıştırmasını hayırlara vesile diye yorumlamıştık. Barış Gönüllüleri kılığında yurdumuza boca ettiği binlerce CIA ajanını el üstünde tutmuş, balla börekle beslemiştik tüm konukseverliğimizle ve onlar da kısa sürede ulusumuzun tüm ek yerlerini, halkımızın tüm zayıf noktalarını saptayıp CIA’ya postalamışlardı.

Bir yandan da eğitimimizle yakından ilgilenmişti Sam Amca’mız. Atatürk’ün bilimi esas alan eğitim anlayışını esas alan Tevhid-i Tedrisat Kanununu dejenere ve tasfiye etmek üzere gizli – açık girişimlerde bulunuldu, sağcı iktidarların destek ve gözetiminde yüz binlerce gencimiz laik devlete ve bilim eğitimine düşman olarak şartlandırıldı. Zaman içinde, Üniversitelerimizde kurtuluş savaşımıza düşman, İngiliz ve Amerikan sever birçok genç okunup üflenerek toplumun içine salıverildi. O gençlerimiz şimdi yurdun dört bucağında hakim, savcı, kaymakam, vali, emniyet müdürü, polis, mit elemanı v.b. gibi etkin makamlara yerleşmiş durumda. Komünizmle mücadele ve ilim yayma cemiyetleri dernekleri Sam amcanın direktifleri doğrultusunda T.C.’nin kuyusunu zevk ve heyecanla kazdılar. Bir yandan da CIA’nın yetiştirdiği işkenceciler, sıkıyönetim cezaevlerinde kurulan işkence merkezlerini kullanarak yurttaşlarımızın devletinden soğumasını, giderek nefret etmesini, ulusal değerlerden kopmasını başarıyla sağladılar. Peki, onlar bunu yaparken biz ne yaptık? Sahi, biz ne yaptık? Bu soru’nun, kendisini Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı, Atatürkçü ve insan sayan herkesin kendi kendine sormasında yarar vardır.

İçinde bulunduğumuz günlerde, bir yandan ABD tarafından örgütlenip silahlandırılan ve özel olarak eğitilen , otuz yılda en az kırk bin insanımızın ölümüne neden olan kanlı örgütün elebaşısının tahliye edilip örgütünün başına gönderilmeye çalışılırken bir yandan da o kanlı örgüt ve işbirlikçileriyle mücadele ettikleri ve Türk ordusunun ABD hizmetinden çıkarılmasını istedikleri için gözden düşen komutanlar zindanlarda çürütülmeye devam ediliyor. Öte yandan devlet kurumlarındaki kaymakamlık ve valiliklerdeki tabelalardan T.C.
İbareleri sökülmeye başlandı. Bu, artık devletin adının başındaki Türkiye Cumhuriyeti ibaresinin ortadan kaldırılması, Türkiye Cumhuriyeti’nin fiilen tasfiyesi anlamına gelmektedir.

Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu Türkiye Cumhuriyeti devleti, Sam Amca’nın güdümündeki güçlerce cebren ve hile ile fiilen ortadan kaldırılmakta olduğuna göre, onun yıkıntısı üzerinde inşa edecekleri yeni devlete de herhalde hamilerine itaatin sembolü anlamında bir isim uyduracaklardır. Samistan, işte bu!

“Olmaz, olmaz!” mı diyorsunuz? Olur, olur! Bal gibi olur! Yeter ki siz göbeğinizi kaşımaya devam edin! Yeter ki siz, başınızı kaldırıp, “Ne oluyor?” diye anlamaya çalışmayın! Yeter ki siz, hoca efendi’nizin padişah adayınızın ne yapmaya çalıştığını, kime hizmet ettiğini anlamaya çalışmayın!

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir