BİR LİDER Mİ DOĞUYOR NE?
Bin dokuz yüz ellilerden beri ülkenin gidişiyle az çok ilgilenirim. Ülkeyi yöneten ya da yönetmek isteyen siyasi parti genel başkanlarının halkın aklından çok duygularına seslendiklerine, üsluplarının kendilerini bile küçültecek derecede alaycı, küçümseyici, saldırgan olduğuna, rakiplerine ve halka tepeden baktıklarına, inançlarını, duygularını ve acılarını sömürdükleri dinleyicilerine bile bile yalan söylediklerine pek çok kez tanık oldum. Yaşıtlarımın da bu konuda tanıklık edeceklerine inanıyorum.
Yukarıda resmetmeye çalıştığım politikacı tablosu nedeniyle uzun süredir televizyonların haber programlarında bıktıracak derecede sık ve uzun uzun yer alan parti genel başkanlarının ve sözcülerinin konuşmalarını izlemiyordum. Bir çok dostum da aynı yolu izleyerek haber saatlerinde stres yüklenmekten kurtulmaya çalışıyordu.
27 Mart 2011 Pazar günü akşamı televizyon ekranında kanal kanal dolaşırken çok şaşırtıcı bir tabloyla karşılaştım: Bir siyası partinin genel başkanı hiç bağırıp çağırmadan, sağa sola hakaretler yağdırmadan, kimseye tepeden bakmadan, kimseyi küçümsemeden, kimseye iftiralar atmadan… sakin sakin konuşuyordu. Ve hayret… inanç ticareti yapmıyor, hamaset edebiyatı yapmıyor, rakiplerine belden aşağı vurmuyordu! Yalnızca halkın, ülkenin sorunlarına değiniyor, gençlerin işsizlik sorunlarını, eğitim sorunlarını, yoksul ailelerin açlık ve çaresizliklerine emeklilerin sorunlarına, çiftçinin, köylünün sorunlarına nasıl çözümler getireceğine dair akılcı, inandırıcı projeler açıklıyordu. Gergin değildi ve dinleyenlerini germiyordu. Söylediklerine kendisi inandığı için dinleyenleri de inandırıyordu. Gülümsüyordu. İçtenlikle gülümsüyordu. İçimizden biri gibi, herhangi birimiz gibi gülümsüyordu. Öyle ceberut gibi, padişah özentisi gibi, astığı astıklar gibi, iktidar sarhoşları gibi, milyar dolar sahipleri gibi, ne oldum delileri gibi değil, düpedüz haddini bilen, ne yaptığını bilen herhangi birimiz gibi gülümsüyordu. İçimizden biriydi ve bizden biri olmanın apaçık sevinci yansıyordu yüzüne. Kendisine güvenen, halkına güvenen, partisine güvenen biri gibi gülümsüyordu. Bir lider mi doğuyordu ne?
Kim miydi? Söyler miyim! Şu afyon yüklü programları boş verin hele bir! Kimin kiminle evleneceğini, kimin kime gol atacağını ya da attığını, hurafe yüklü mavalları ve daha nicelerini şöyle geçin bir! 12 Haziran günü oy vermekle yükümlü olduğunuzu hatırlayın hele. Oyunuzu kullanmadan önce doğru karar vermek için liderleri akılcı bir gözle, ciddi ciddi gözden geçirin. Sizi ve herkesi küçümseyenlere, oylarınızı torbada keklik sayanlara, kapınıza gıda torbası gönderip size fiyat biçenlere mi, yoksa içimizden biri olan lidere mi oy vermek gerektiğini aklınızla, vicdanınızla kararlaştırın.