BALIKLAR, YEMLER, MUTEBERLER (!)
Balıkçılıkla ilgilenenler bilirler, her cins balığın en sevdiği bir yem çeşidi vardır. Bu konuda yeterli bilgisi olanlar, avlamak istedikleri balık cinsine göre yem seçerler. Bilinçli bir yem seçimi, kuşkusuz rastgele seçimden çok daha iyi sonuç verir. Balıkçılar, boru kurdu, ekmek, madya, mamun, midye, boru kurdu, karides, kan sülüğü, sübye, sülünez gibi doğal yemlerin yanı sıra bir yığın malzemenin karıştırılıp işlenmesiyle üretilen boili gibi yapay yemlerden amaçlarına uygun olanını seçip oltalarına takarak avlanmaya koyulurlar.
Balıkçılar seçtikleri yemleri oltalarına takakoysunlar, insan avcıları da uygun yemler kullanmakta ustadırlar: Uyuşturucu, seks, para, şantaj, en çok kullandıkları yemlerdendir. İnsan avcıları, avlarını balıkçılar gibi ızgara, tava ya da buğulama yöntemleriyle pişirerek yemezler. Onlar, avlarını köleleştirerek kullanırlar. Öyle ki, onların oltalarına yakalananlar için artık kurtuluş yoktur. Yaptıklarının utancıyla kıvranır, artık işe yaramaz oluncaya, hatta çoğu ölünceye kadar köle olarak kalırlar.
Bir de toplumları avlayanlar vardır ki onlar, yem olarak birtakım toplumsal değerleri, siyasal ya da dinsel inançları kullanırlar. Bu avcı türü olta kamışı yerine birtakım siyasal ya da dinsel inanç önderlerini, başka bir söyleyişle toplumca muteber sayılan kişileri kullanırlar. O muteberler, toplumların karşısına mürşid gibi, siyasi lider gibi kisvelerle çıkar ve halklardan büyük itibar görürler. Yaptıkları, söyledikleri asla tartışılmaz, sorgulanmaz. Onlara kayıtsız şartsız itaat etmek Allahın emri sayılır. Onların buyruklarıyla pek çok saf insan hiç itirazsız ölüm makinesi haline
gelir, canlı bomba olarak, hiç tanımadığı insanların bulunduğu otobüslerin, mağazaların, tapınakların içine girerek koynundaki bombayı patlatır, kendisine düşman olarak tanıtılan birçok insanla birlikte parçalanarak aklı sıra şehit olur.
Böylesi muteber (!) kişiler kendilerine inançla bağlanmış insanlardan yalnızca canlarını mı isterler? Elbet hayır! Bu muteber kisveli soytarılar inanç ipiyle prangaya vurdukları zavallıların canlarından başka, mallarını ve namuslarını da tasaruf yetkisini bulurlar kendilerinde. Basında sıkça yer alan sahte şeyh olaylarını, Almanya’daki üç yüz bin yurttaşlarımızın yoksullara yardım kandırmacasıyla nasıl soyulduğunu ve benzerlerini hatırlayın!
04.01.2013 tarihli Yeni Mesaj gazetesinde Prof. Haydar BAŞ imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Yusuf el – Kardavi adlı Mısırlı bir Müftünün, Özgür Suriye Ordusuna karşı direnen Müslümanların, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere öldürülmelerinin vacip olduğuna dair fetva verdiği belirtilmektedir. Yine aynı yazıda, Suudi Arabistanlı Vahhabi Müftü Muhammed el – Arifi’nin, on dört yaşından büyük Suriyeli kızların, boşanmış ve dul kadınların, iki yıldır savaşmakta olan Suriye Özgür Ordusu’nun askerleriyle sevabına yatarlarsa, cennete gidebilecekleri yolunda fetva verdiği iddia edilmektedir.
Sayın Haydar BAŞ’ın iddiaları doğruysa, bu çok korkunç bir şeydir. Büyük Ortadoğu Projesinin mimarlarının, amaçlarına ulaşmak için, birtakım muteber kisveli pezevenkleri kullanarak paralı askerlerinin cinsel ihtiyaçlarını karşılamaya, bunun için de saf müslüman kadınları cennet vaadiyle fahişeleştirmeye çalıştığı açıkça ortaya çıkmaktadır. BOP’a safça inananların dikkatine sunulur.