AYIP, ÇOK AYIP, EN AYIP, ACINASI…

Yanımızda yapılmasından rahatsızlık duyduğumuz hareketleri, davranışları, işitmekten utandığımız sözleri AYIP diye niteleriz. Bu davranışların, sözlerin sahiplerini dostça uyarmaya çalışır, tepkiyle karşılanırsak onlarla bir daha aynı ortamlarda bulunmamaya özen gösteririz. Söve saya konuşmalar, kaba el şakaları, saygısızca davranışlar… günlük yaşamda yazık ki çok sık tanık olduğumuz ayıplardır. Bu tür ayıplar genellikle faillerinin eğitim eksikliğinden ya da kontrolsüz duygularından kaynaklanır. Özellikle ayıp işleme kasıtları yoktur. Sabırla, özenle işlenirlerse, ayıplarından arınma şansları vardır.

Toplumsal yaşantımızda yazık ki çokça karşılaştığımız ve ÇOK AYIP diye nitelediğimiz birtakım davranışlar vardır ki, bunları işleyenler, kurbanlarının zaaflarından, çaresizliklerinden, bilgisizliklerinden, deneyimsizliklerinden yararlanarak onları gaddarca sömürürler! Düpedüz tefecilik, hırsızlık ya da dolandırıcılık yaparak halkın kanını emerler. İşçilerini asgari ücretle çalıştırıyor göstererek banka hesaplarına bu miktar üzerinden yatırdıkla aylıklarının bir kısmını elden geri alarak hırsızlıklarını kılıfına uydururlar. Vasıflı işçilerinin aylıklarını asgari ücret üzerinden bankaya yatırıp üstünü elden ödeyerek hem ssk priminden hem de kıdem tazminatından büyük ölçüde çalarlar. İşçileriyle iş sözleşmesi yaparken, bu sözleşmeyle birlikte “ İş akdimi kendi isteğimle feshettim, tüm ücret ve sair alacaklarımı elden aldım, İşyerinden hiçbir alacağım kalmamıştır. İşverenimi kesin olarak ibra ederim.” diye bir de ibraname imzalatırlar. Böyleleri, ne yaptığını çok iyi bilen sömürücüler, kan emicileridir. Bir kısım atanmış ya da seçilmiş kamu görevlileri böylelerinin en iri kıyımlarının, en göbeklilerinin, en işini bilenlerinin en yakın çevrelerinde bulunup çanaklarını yalamaktan büyük onur ve gurur duyarlar. Bu çok ayıpları işleyenlerin bir de en büyükleri vardır ki, eh artık onlardan büyüğü yoktur. Onların yaptıkları en ayıptır.

En büyük ayıpçıların yaptığı EN AYIPLAR, halkın inançlarını, güvenlerini kullanarak kendilerine inanıp güvenenleri kullaştırmak, köleleştirmektir. En büyük ayıpçılar, kentlerde, kasabalarda, mahallelerde, beldelerde, köylerde kurdukları sayısız beyin yıkama yerlerinde öyle yöntemler uygularlar ki, kurbanlıkları, kendilerine mutlak doğru diye ezberletilen akıl dışılıkları asla sorgulamazlar, bizden kayıtsız kuyutsuz toplanan bunca bağışın ne kadarı bize söylenen yerlere, ne kadarı ağabeylerin, ablaların, efendilerin ceplerine gidiyor? Efendimiz memleketine dönmek için daha ne bekliyor, yoksa keferistanı memleketinden daha çok mu seviyor? Adalet tecelli etsin diye iş başına getirdiklerimiz neden özel yetkili yargıçlar atıyor, bu özel yargıçlar neden bölücüleri gizli tanık olarak dinliyorlar da generalleri dinlemiyorlar? Düzmece kanıtlara itibar ediliyor da bu kanıtların düzmece olduğu iddiaları neden araştırılmıyor;

En ayıpçıların yaptıklarına, söylediklerine körü körüne inanan, itaat edenlerin bu yaptıkları ise ne ayıp, ne çok ayıp, ne de en ayıp! Bu tutum, düpedüz zavallılıktır, ACINASILIKTIR! Zulme destekçiliktir. Ne yaptığını bilmezliktir.
Memleketin en iyi yetişmiş evlatları hiçbir suçları olmadığı halde sırf ABD’nin çıkarlarına ve onların eşbaşkanlarının hırslarına, kaprislerine karşı direndikleri için yıllardan beri zindanlarda çürütülüyor ve biz buna seyirci kalıyorsak, dahası, bu zulmün mimarlarını hala destekliyorsak, bu, insanlık iddiasında olanlar için gerçekten acınasılıktır, hiçliktir!

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir