ÇOCUKLARIMIZA SAHİP ÇIKMAK

Çocuklarımız: Soyumuzun sürdürücüleri, ulusumuzun gelecekleri, canlarımız, her şeyimiz…
Yüreklerimiz onlar için çarpar. Onlar için göze alamayacağımız bela yoktur. Çocuklarımızın yaşamımızdaki önemini anlatmak için ne söylesek yetmez! Evet de duygularımız, sonsuz sev gimiz çocuklarımızın sorunlarını çözmeye, geleceklerini güvence altına almaya, onlara kendi ayakları üstünde durma, kendi ekmeklerini kazanma, yaşamı ve olayları doğru algılayıp değerlendirme olanaklarını kazandırmaya yetiyor mu?

Kuşkusuz hepimiz çocuklarımızın kendi ekmeklerini kazanabilecek bilgi ve beceriye sahip olmasını, toplum içinde alınları ak, başları dik durabilmesini, kendi kararlarını verebilecek güce ve iradeye sahip olmasını isteriz. Peki, bunların gerçekleşmesi için yalnızca sevgi yeterli mi? Salt sevgi yeterli olsaydı bireysel ve toplumsal yaşamımız böyle mi olurdu? Nice insanımız var ki bir mesleği, ekmeğini kazanacak yeterli bilgi ve becerisi olmadığı için başkalarının ekmeğiyle doymanın yollarını araştırıyor: Kimi dileniyor, kimi sadaka talep ediyor, kimi hırsızlık, dolandırıcılık, kapkaççılık, fahişelik yapıyor, kimi de bu işleri örgütlü biçimde yapmak üzere çeteler kuruyor, kaçakçılığa, uyuşturucu işine bulaşıyor, mafyalığa soyunuyor.

Sözüm ona yardım dernekleri kurup topladığı parayı cebine indirenler de az değil.

Sevgili çocuklarımızı eğitimsiz, bilgisiz, becerisiz, mesleksiz bırakmak, açıkça görülmeli ki onları çaresizliğe mahkum etmektir, kötü yollara düşmek zorunda bırakmaktır, suç örgütlerinin kucağına atmaktır. Bu nedenledir ki çocuklarımıza karşı yüreğimizde sonsuz bir sevgi beslemek yetmez. Onlara yaşamı, doğal, toplumsal, siyasal olayları doğru algılayıp yorum lamalarına, olaylar karşısında doğru tavır koymalarına yetecek bilgiyi, kendilerini ve ailelerini besleyebilecek beceriyi, uluslarına, ülkelerine ve tüm insanlığa, tüm doğaya yararlı olma anlayışını kazandırmak zorundayız. Onlara namuslu olmanın ancak insanların inançlarını, güvenlerini, alın terlerini sömürmekten kaçınmakla mümkün olabileceğini anlatmak zorundayız.

Bütün bunların ise yalnızca sözde kalan sevgiyle değil, ancak ciddi bir genel ve mesleki eği- timle mümkün olabileceği açıktır. Öyleyse, tüm gücümüzü kullanarak çocuklarımızın en iyi bilimsel ve mesleki eğitimi almalarını sağlamaya çalışmalı, onları suç ve istismar örgütlerinin kurbanı, tetikçisi, aleti olmak zavallılığına düşürecek çaresizlik ortam ve koşullarından uzak tutacak önlemleri almalı, kısacası çocuklarımıza sahip çıkmalıyız. Bunun biricik yolu ise O büyük insanın belirttiği gibi kendimize ve ulusumuza yol gösterici olarak bilimi seçmektir.

Çocuklarımızı eğitmeye talip olanların niyetleri onları gerçekten kendine yeterli, becerikli ve özgüveni yüksek , yurduna, ulusuna ve tüm insanlığa yararlı bireyler yetiştirmek de olabilir,
kolayca sömürebilecekleri, yönlendirebilecekleri, kendi değerlerinden ve çıkarlarından başka çıkar ve değer tanımayan, farklılıklara tahammülsüz, gerektiğinde tetikçi olarak kullanabile- cekleri beyni yıkanmış sadık uşaklar yetiştirmek de. Bu nedenle, çocuklarımızın eğitimiyle doğrudan ilgilenmek, uygulanmakta olan eğitimin çocuklarımızı üretken, barışçıl, onurlu, başkalarının haklarına ve değerlerine de saygılı bir yaşama hazırlama hedefinden saptırılma sına asla izin vermemeliyiz.

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir