BİNDİK BİR ALAMETE…

“Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete” diye bir söz var dilimizde, nasıl sonuçlanacağı bilinmeyen, büyük zararlara, hatta felaketlere yol açabileceği düşünülen işlere girildiğinde söylenen… Tek tek kişiler için de, şirketler için de, bütün bir ulus için de geçerli olabilir bu.

Ulusumuz bu günlerde böyle bir durumda: Önümüzde 12 haziran var. 12 haziranda genel seçimler yapılacak. Genel seçimlerde oy kullanacak seçmen sayısı, olması gerekenin hayli üstünde. Bu, bazı seçmenlerin birden fazla listede yer aldığını düşündürüyor. Eskiden bir kişinin birden fazla sandıkta oy kullanmasını önlemek için oy kullanan seçmenin parmağı boyanıyordu, bu da kaldırıldı. Seçmen sayısını olağan üstü arttıran güç, parmak boyasını da kaldırdığına göre, bazı kimselerin birden fazla sandıkta birden fazla oy kullanabileceğini düşünmek her halde akla aykırı değil.

Kullanılan oyların bilgisayarla değerlendirilmesi, üstelik bu değerlendirmede şeffaflığın kaldırılması, muhalefet partilerinin bu konudaki talep ve uyarılarına ilgililerce itibar edilmemesi, partilerin gerçekten aldıkları oy sayıları ile ekrana yansıtılan oy sayıları arasında
birilerinin lehine, ötekilerin aleyhine değişiklikler oluşturulması mümkündür ki böyle bir kuşkunun duyulmasına yetip artacak bir çok neden vardır: Son üniversitelere giriş sınavlarında belli bir kesime kolaylık sağlamak amacıyla yapılan şifreleme çirkinliği, yine üniversitelere asistan ve personel alımı sınavlarında yapılan hileli sınav ve işlemler, ihale üçkağıtları ve daha neler neler… Bütün bunlar, 12 haziran seçim sonuçlarının daha şimdiden şaibe altında kalmasına yol açıyor. Kaldı ki İktidar partisinin seçim propagandası çalışmalarında devletin imkanlarını ve bir kısım personelini açıkça kendi hizmetinde kullanması, müflis tüccar gibi hiçbir ahlak anlayışıyla açıklanamayacak kaset saldırıları ve bu saldırıların faillerinin bir türlü bulunamaması ve daha birçok neden, 12 haziran genel seçimlerinin yasalara, ahlaka ve dürüstlüğe uygun sonuçlandırılmayacağı kuşkusunu günden güne güçlendiriyor.

İşte bu ve buna benzer nedenlerdir ki, halkın büyük bir çoğunluğunu bu siyasi gidişten endişelendiriyor. 12 haziran genel seçimini Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti için bir kader seçimi olarak görüyor. Böyle düşünenlere göre Türkiye ya bir cumhuriyet olarak kalacak ya da tek kişinin çağ dışı bir anlayışla yöneteceği bir çöl devletine dönüşecek. Bu nedenle, halkın önemli bir bölümü yazımıza başlık olan o kaygı dolu sözü tekrarlayıp duruyor son günlerde: “Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete!”

Bindiğimiz alameti kıyametin yolundan döndürmek bizim elimizde: Ya Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete sahip çıkarak oy kullanacağız 12 haziranda, ya da yalaka medyanın kuyruğuna takılıp kendi cumhuriyetimizi kendi ellerimizle yıkacağız. Ne yapacağımız o gün anlaşılacak.

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir